Son günlerde en fazla tartışılan konuların başında açılım meselesi geliyor.
Hani önce `Kürt açılımı`, sonra `demokratik açılım` ve en nihayet `milli birlik ve kardeşlik projesi` adı verilen `açılım`.
`Açılım` bitti mi, durdu mu, yoksa devam ediyor mu, her kafadan ayrı bir ses çıkıyor.
Benim gibilere sorarsanız `açılım` durdu, ancak Başbakan`a sorarsanız devam ediyor.
Üstüne üstlük Başbakan `bitti` ve `durdu` diyenlere de fena halde bozuk atıyor.
Neyse!
Biz yine kendi bildiğimiz ve kendi gördüğümüze dönelim.
Açılım niye durdu?
Bunun akıllı uslu sebeplerini geçmiş yazılarımda uzun uzadıya anlattım.
Bugün anlatmak istediğim başka.
Ak Parti`nin içindeki virüslerden bahsetmek istiyorum.
Ak Parti Hükümeti`nin Devlet Bakanı, Başbakan Yardımcısı ve Hükümet sözcüsü Cemil Çiçek geçenlerde gerçek bilinçaltını ortaya koyan bir konuşma yaptı.
Yozgat`ta Kürt sorunu ile ilgili olarak yaptığı konuşmada `Bizler Nijerya`dakilere Türkçe öğrettik, ancak maalesef Hakkari ve Diyarbakır`dakilere öğretemedik` dedi.
Gel de ayıkla pirincin taşını!
Bu kadar `anlamlı` ve `derin` bir analizi ancak büyük devlet adamları yapar.
Hazret Hakkari ve Diyarbakırlılara yeterince Türkçe öğretebilseydi bu Kürtler bu kadar inatla Kürtlüklerine sarılmayacak, bu dava da kangren hale gelmemiş olacaktı.
Tayyip Bey`in Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül de yurt dışında yaptığı bir konuşmada Ermeni tehciri ile Rumların mübadelelerini savunmuştu.
Cemil Çiçek asimilasyonu savunmuş çok mu?
Bu Kürtler zamanında asimile edilip Türkleştirilebilselerdi hazretin başı gerçekten bu kadar ağrımayacaktı.
Cemil Çiçek`e ve arkadaşlarına Türkçe öğretecek yüzlerce Hakkarili, Urfalı, Mardinli, Diyarbakırlı var.
Ziya Gökalp, Süleyman Nazif, Cahit Sıtkı Tarancı, Sezai Karakoç, Ahmet Arif, Said Paşa, Şair Nabi, Gülşeni, Orhan Asena, Şerif Mardin, Murathan Mungan, Ebul Ula Mardin, Münis Faik Ozansoy bunların sadece birkaçı.
Kürtler Türkçe bilmedikleri için Kürt kimliklerinin mücadelesini vermiyorlar.
Kendi öz vatanlarında kendi varlıklarını kendi öz benlikleri ile sürdürmek istiyorlar.
Anlayana bu kadarı yeter.
Nijerya meselesine gelince…
Nijerya`ya gidenler Ümmeti Muhammed`e `İlayı Kelimetullah` için gittiklerini söylediler.
Bu şekilde yardım ve destek aldılar, alıyorlar.
Eğer Çiçek`in dediği gibi Türkçe ve Türklük davası için gitmişlerse vay hallerine!
Çiçek`e bunun cevabını vermek de bana değil onlara düşer.
Onlar cevap versin.
Vahit Erdem de `Kürtler hızla çoğalıyor, pek yakında Türklere yapacak bir iş kalmayacak, ey Türkler aklınızı başınıza alın` mealinde bir kaç `büyük kelam` etmiş.
Yorumda bulunmaya bile gerek yok!
Allah ıslah etsin.
Bu zihniyetteki kişilerle Tayyip Erdoğan nereye kadar gider bilmem.
Herhalde gitse gitse Tansu Çiller`in, Süleyman Demirel`in gittiği yere kadar gider.
Bu kadarı bile Ak Parti açılımının niye bu hale geldiğini açıklamaya yeter.
Akıllarını başlarına almayanların Allah müstahaklarını versin.
Bu kadar yetersiz, bilgisiz, ön yargılı ve aynı zamanda mütekebbir zatlara yine hemşerimiz Urfalı Nabi ile cevap verelim:
`Bağ-ı dehrin hem hazanın hem baharın görmüşüz,
Biz neşatın da ğamın da rüzigarın görmüşüz
Çok da mağrur olma kim meyhane-i ikbalde,
Biz hezaran mest-i mağrurun hümarın görmüşüz.`
Türkçe bilenlere açıklamaya gerek yok!