IMKB: 59.867Dolar: 1,5080 YTLEuro: 1,9625 YTLAltın: YTL
01 Ağustos 2010 Pazar
Yorumlananlar
Hava Durumu
Ankara16/39 °C
İstanbul8/14 °C
İzmir9/16 °C
Video Galeri
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
'BDP, PKK’ye Silahın Gerekçesini Sorsun'
03 Şubat 2010 / 17:18
AK Parti’li Başkan: BDP, PKK’ye silahın gerekçesini sorsun.
PKK'nin silah bırakması için gerekli adımları attıklarını savunan AK Parti Diyarbakır İl Başkanı M. Baki Aksoy, “BDP, PKK'ye 'Adımlar atılıyor, siz niye halen dağdasınız, dağda olmanızın gerekçesi ne?' diye sorabilir” dedi.

AK Parti Diyarbakır İl Başkanı M. Baki Aksoy, 1990'lı yıllarda bölgede meydana gelen köy yakmalar, faili meçhul cinayetler, Albay Cemal Temizöz davası, BDP'lilerin tutuklanması, AK Parti Hükümeti'nin “Demokratik açılım” projesini AKnews'e değerlendirdi.

AK Parti 2002 yılından beri iktidarda, Kürt sorunu konusunda neyi değiştirdi, hangi adımları attı?

AK Parti iktidara geldiği günden itibaren bölgede demokratikleşme hareketi başladı. İster buna açılım deyin, ister "Milli Birlik Projesi" deyin, ne derseniz deyin. Ama neticede bölgede çok net bir şekilde açılım söz konusu oldu. İnsanlar doğuştan sahip oldukları hakları kullanır duruma geldi. OHAL (Olağanüstü Hal) kaldırıldı. 1990'lı yıllarda asit kuyuları bir efsane gibi kulaktan kulağa dolaşırdı, kimse zahmet edip açmadı. Onlarca dilekçe verildi. Ama araştırılmadı. Ne zamana kadar? AK Parti dönemine kadar. Bu başlı başına bir demokratik açılımdır.

Cezaevlerinde Türkçe'den başka bir dil kullanılması önündeki yasakları kaldırdık. Camilerde hutbe ve vaazların Türkçe dışındaki dillerde verilmesini sağladık. TRT 6 Kürtçe yayına bizim dönemimizde başladı. Bu olanağı özel sektöre de sağladık. Artuklu Üniversitesi'nde “Yaşayan Diller Enstitüsü” açıldı. 2010 yılında Diyarbakır Dicle Üniversitesi'nde açılacak. Köy ve yerleşim isimleri iade edildi. Biz iktidara geldiğimizden beri tek bir köy, mezra yakılmadı, boşaltılmadı. Bir tek faili meçhul cinayet işlenmedi. -Münferit olaylar olabilir- AK Parti iktidara gelmeden önce bölgede 3 bin 700 ile 5 bin arasında köy ve mezra yakılmış ve boşaltılmıştır.

Sizce bu köyleri kim yaktı, insanları kim öldürdü?

Köyleri, zaman zaman asker, korucular, zaman zaman da örgüt yakmıştır. Kimisi terk ettirilmiştir. Kim boşaltırsa boşaltsın, bir insanın doğduğu, büyüdüğü yerden zorla alıkonulması vahşettir. İnsanlık dramıdır. 17 bin faili meçhul işlenmiştir. Bir ilçe büyüklüğünde… Bugün Galatasaray Stadı'ndaki koltuk sayısı kadar… O seyircilerin oturduğu her yerde bir cenaze düşünün. Vahşettir, korkunçtur.  Bunda kimin sorumluluğu var. Devletin. Devletin asli görevi vatandaşının canını korumasıdır.

Faili meçhul cinayetler ile köylerin yakılması devlet politikası mıydı?

Devlet politikası olarak düşünmek belki ağır bir hakaret olur. Ama devlet adına birçok insan buna dahil olmuştur. Mesela JİTEM, itirafçılar var. “Biz polisiz ya da güvenlik kuvvetiyiz” demiş kişiyi, almış götürmüş. Bir hafta 10 gün sonra bir köprü altında ya da bir dağ başında işkence ile infaz edilmiş bir sürü insan var. Ben avukatım. Bu şekilde tanık olduğum bir sürü insan var.

Genelkurmay Başkanlığı “JİTEM yok” diyor…

Veli Küçük dedi ki “JİTEM”i ben kurdum” Genelkurmay “yok” diyor. Ben takdiri kamuoyuna bırakıyorum. Gazetelerde gördüğümüz kadarıyla bu kuruma ait bordrolar var. İtirafçıların beyanları var. 17 bin cinayet var.

BDP'li belediye başkanlarının tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz kimsenin tutuklanmasını talep etmemişiz, etmeyiz.

Bu Hükümet'in iradesi ile düzenlenen bir operasyon değil mi?

Olur mu? Böyle bir şey olur mu? Hükümet ne zamandan beri yargıya müdahale etti? Yargı bağımsız değil mi?

AK Parti'yi zorlayan güçlerin bu operasyona karar verdiği yönünde tartışmalar var. Doğru olabilir mi?

Savcının görevi yasalarla belirlenmiştir. Bugün polisin, savcının yaptığı her şey AK Parti'den dolayı mıdır? Bizden önce polisler kimseyi tutuklamıyor muydu?

2 ay içerisinde binin üzerinde kişinin tutuklanması söz konusu. Aralarında belediye başkanları da var…

Olabilir. Bu bizimle alakalı bir şey değil. Polis ilgili kişileri fiziki, teknik takibe alır. Usul olarak söylüyorum, zaman zaman mahkeme yoluyla telefonlarını dinler. Bütün bunlarda kendilerine göre bir suç unsuruna rastladığı zaman gözaltına alır. Sorguları yapılır, savcılığa çıkarılır, savcılık gerektiğinde serbest bırakır, tutuklanmasını istediği kişileri de hakime tutuklama talebiyle gönderir. Hakim de önüne gelen dosyadaki bilgilere, belgelere, beyanlara, ifadelere göre ilgili kişinin suç işlediği kanaatine varırsa tutuklar, diğerlerini serbest bırakır. Bunun AK Parti ile bir alakası yok.

AK Parti'yi sıkıştırmak isteyen güç ya da güçler var mı?

Evet, var.

Kimdir bunlar?

Kimler biliyor musunuz? O gözaltında bulunan vatandaşları adliyeye götürürken tek sıra haline koyup, kelepçeleyip, fotoğrafını çekip medyaya servis yapan her kim ise, o art niyetli insandır. İnsan veya insanlardır. İşte o görüntü AK Parti'yi zora sokmak için yapılan bir harekettir. Biz bunu etik görmüyoruz, doğru da bulmuyoruz. Bunu defalarca da söylemişiz.

Bu görüntüler oylarınızı etkiler mi?

Bu yaklaşım bizim partinin tasarrufunda olmadığı için etkilememesi lazım. Çünkü bizim net tavrımız ortada. Bakan bey çıkıp eleştirdi. İlgili başkan olarak ben bunu doğru bulmadığımı defalarca deklere ettim.

Bu tutum bazı çevrelerde “tutuklayın” ama “kelepçelemeyin” gibi algılanmadı mı?

Hayır, tutuklayın demiyoruz. Hiç kimseyi tutuklayın diyemeyiz, talimat veremeyiz. Hiç  kimsenin tutuklanmasından mutlu olmayız. Başkalarının zevali bizi mutlu etmez. Kaldı ki, hiç kimse gözaltına alınmasın mı diyorsunuz? Veyahut hiç kimse soruşturulup tutuklanmasın mı? Tutuklananları AK Parti tutukluyor, tutuklanmayanları başka partiler mi yapıyor? Bizim bundan bir çıkarımız, yararımız da yok. Biz kimsenin cezaevlerine girmesine, tutuklanmasına razı olmayız. Kimsenin burnunun kanamasını istemeyiz. Kimse bizi tutuklamalarla özdeşleştirmesin.

PKK'nin üst düzey yöneticileri basına yansıyan bazı demeçlerinde, “AK Parti somut adım atmazsa, savaş başlayabilir” diyor. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bizim attığımız her şey somut adım değil mi? Cezaevlerinde bugüne kadar deniliyordu ki “Türkçe'den başka dil kullanılamaz”, o konuşulmaya başlandı. “İmralı'da Öcalan tek başınadır hukuki değil, insani değil” dediler, yanına tutuklular gönderildi. Köy isimleri iade edildi. Dini sohbet veyahut hutbelerin başka dilde yapılması sağlandı. TRT Şeş açıldı, özel sektöre de bu yetki verildi. Üniversitelerde Kürtçe bölüm açılma talebi gerçekleşti. Bunlar adım değil mi? Adım derken kastedilen nedir? Bunlar somut değil mi, aşama değil mi? Düne kadar atılan bu adımlar yasak değil miydi?

Bunlar yeterli mi?

Hayır, eksiklikler var. Anayasa'nın kökten değişmesi lazım. Anayasa'da etnik vurgu ilkelliktir. Anayasa o vurgudan uzaklaştırılmalı. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kavramı getirilmeli. Bu konuda bütün aydınlarla hemfikiriz. Evrensel olarak düşündüğün zaman insanların kendi anadiliyle öğrenim görmesi kadar doğru ne olabilir? Mutlaka ben ileriki aşamada bunun da gerçekleşmesi gerektiğine inanıyorum. Ama bu aşamada bunun altyapısı yok. Seçim kanununda 2010 yılında yapılacaktır. Hükümet'in gündemindedir

Anadilde eğitim ile ilgili talepler konusunda ne düşünüyorsunuz. Görünüşe göre AK Parti daha çok seçmeli ders üzerinde yoğunlaşıyor?

Yetkililerin açıklamalarına baktığımızda anadilde eğitim yok. Seçmeli olarak belki düşünülebilir. Ama anadilde eğitim kısa vadede yok. Uzun vadede bilmiyorum. Yok ya da var diyemiyorum, çünkü bilmiyorum. Ama bence anadilde eğitim olması lazım. Dünyanın birçok ülkesinde birden fazla dilde eğitim yapılıyor. Bana göre Türkiye'de şu an bunun koşulları mevcut değildir. Önce bu dersi verebilecek öğretmen lazım.

Yok mu?

Şu an yoktur. Kürtçe bilen var, ama ders verecek kimse yoktur. Siz huniyi, kareyi, Kürtçe bilir misiniz? Üçgeni bilir misiniz? Yıllarca bu dil eğitim dili olmaktan uzaklaştığı için bilemiyoruz.

Peki nasıl olacak?

Bölüm açmışız orada yetişecek. Ama kişisel kanaatim Kürtler'in yüzde 90'ına varan bir kısmı çocuklarını Kürtçe eğitim yapan okullara göndermezler. Çünkü Kürtçe uluslararası alanda geçerliliği olan bir dil değildir. Bunu söylerken ben Kürtçe'nin eğitim dili olmasına karşı çıkmıyorum. Öyle anlaşılmasın.

Muhataplık konusunda ne düşünüyorsunuz?

Siyasi partinin muhatabı siyasi parti olur. Muhatap halk olur, halkın talepleri olur. Hukuken olması gereken de budur. Ama adımların atılmasında bir projenin gerçekleştirmesinde bana göre bütün aktörlerle görüşülmeli. Siyasi partiler, sivil toplum örgütleri var, kanaat önderleri var, bunlarla görüşülebilir. Yasal olmak kaydıyla herkese danışılabilir.

BDP akan kanı durdurabilir mi?

BDP'nin kendi açıklaması; “Ben bir yere kadar yetkiliyim, ondan sonra yetki başkasındadır”. Böyle bir siyasi parti düşünülemez. BDP aracılık yapabilir. Uzlaşı sağlamak için BDP muhatap alınabilir. BDP mevcut sorunun ortadan kalkması, kanın durması için yeterince çaba sarf etmiyor.

Ne yapması gerekiyor?

“Adımlar atılıyor, siz niye halen dağdasınız, dağda olmanızın gerekçesi ne?” diye sorabilir. Niçin dağdalar, niçin silahlı mücadele? Üniter devlet diyorsunuz, bayrakta problem yok diyorsunuz, kültürel haklar diyorsunuz, çok dev adımlar atıldı, siz daha niye oradasınız? Bu tür sorular çok net bir şekilde sorulmalı. Silahlı mücadelenin gerekçesini ortaya koymalı.

BDP Kandil'e mi gitmeli?

Kandil'e gitmelerine gerek yoktur. Kamu üzerinden görüşülebilir. BDP'linin oraya gidip gitmemesi şart değil. Bir akil insan, bir ortak insan gider konuşur, tartışır, en azından kendi aralarında bir sürü şey yapılabilir. Bugün dünya bilgi çağını, iletişim çağını yaşıyor. Televizyon var, gazete var, radyo var. Bunlardan kimin ne dediği çok kolay ortaya konabilir. Bizzat oraya gidip birebir görüşmeye gerek yok. Önemli olan bu kan niye akıyor? Silahlı mücadelenin döneminin geçip geçmediği tartışılmalı. Silahla bir yere varılıp varılmayacağı konusu tartışılmalı. Çok net bir şey diyoruz. Hükümet üzerine düşen görevi yaptı, yapıyor, yapacaktır. Bu kanın durması için çok net somut adımlar attı, atıyor, atacaktır.

Ergenekon kapsamında yapılan yargılamalar neden bölgedeki faili meçhul cinayetleri de kapsamıyor?

Kayseri Alay Komutanı Cemal Temizöz, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanıyor. Bu bölgede katledilen 55 kişinin ölümünden sorumlu tutulduğu için yargılanıyor. Acaba kaç kişi bu davaya müdahil olarak katılıyor?

Kime söylüyorsunuz?

Halkımıza söylüyorum. Ey halkımız, bu Cizre'de 55 kişinin ölümünden sorumlu olarak tutuluyor. Ey insan hakları savunucuları, ey bir kaşık suda fırtınalar koparanlar, kaç kişi bu davada müdahilsiniz? Şu anda orada en azından 50 avukatın insan hakları savunucularının o davaya müdahil olması gerekmiyor mu? Bir hak ihlalinden dolayı bir kaşık suda fırtına koparanlar, (ki doğru olan da o) 55 kişinin katilinden hesap sormuyorlar, taraf olmuyorlar? Bunun mücadelesini vermiyorlar? Samimiyetinizin en belirgin özelliği budur. Biz samimiyiz, birileri samimi değiller. Sadece kullanıyorlar. Bu halk hep kullanıldı, kullanmaya devam ediyorlar.

PORTRE / M. BAKİ AKSOY

1958 Bingöl doğumlu. 1980 yılında Erzurum Kazım Karabekir Enstitüsü Türkçe Bölümü'nden mezun oldu. Sivas, Erzurum, Bingöl, Sakarya ve Diyarbakır'da Türkçe - Edebiyat öğretmenliği yaptı. 1991 yılında Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. 1993 yılından beri Diyarbakır Barosu'na bağlı serbest avukat olarak çalışıyor. 2007'de yapılan genel seçimlerde, AK Parti Bingöl milletvekili aday adayı oldu. Haftalık yayınlanan Hür Bingöl Gazetesi ve Anadolu Bölge Gazetesi'nde uzun süre “Baki Şıdooğlu” mahlasıyla köşe yazarlığı yaptı. Aksoy, evli ve 3 çocuk babası.

Maşallah Dekak / AKnews
YORUMLAR
Harika Bir Siçrama...
Metin Demirkaya
Kart_kurt olmaktan çikinca biseyler diyor ama...anlamis mi dedigini acaba,diye soeaesan...

derim ki;

Ne çare...
08 Şubat 2010 Pazartesi 22:17
il başkanı olmak
devrim deniz
şimdi bu il başkanına sormak lazım?
1:il başkanı olmak için kaç günahsız kürd,ün vebaline girdin.
2:sen kürt,müsün?
3:çocuklara verilen yüzlerce senelik hapi cezaları vicdanına ve islam anlayışına sığıyormu?
4:devlet ajanımısınız?ki öylesiniz
5:halkını ve kendini inkar eden biri hangi dine mensup olabilir? aslina inkar eden dininide inkar eder gerçekliginden yola çıkarak cevap verilsin lütfen
6:bunları söylerken yüzünüz kızarm
08 Şubat 2010 Pazartesi 21:50
Din İman Giyenler
Amed armed
simdi bu akp li il baskani neyi savunuyor çok merak ettim.
bu il baskani kürtmü kendini kürt olarakbakın allah kelimesini en çok kullanan allahı kendi çıkarları için kullananlar kimdir''dilenci'' ler derki allah için . allah için ve allah adına islami kimlik maskesi ardından insan katlinin vacip oldugunun hükmünü sadece baskı ve asimile olmadıkları ve olmayacakları için direnenlere ne sorusu sorulacak ?
siz neden Türkleşmedinizmi sorusunu mu s
08 Şubat 2010 Pazartesi 21:42
Anket
Yeni Anayasa Paketi İle İlgili Yapılacak Bir Referandumda Tercihiniz Ne Olur? Evet mi? Hayır mı?
Mail List