IMKB: 60.999Dolar: 1,5005 YTLEuro: 1,9295 YTLAltın: YTL
04 Eylül 2010 Cumartesi
Yorumlananlar
Hava Durumu
Ankara11/29 °C
İstanbul8/14 °C
İzmir9/16 °C
Video Galeri
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
BASIN ÖZETİ – 31 Temmuz 2010 (Yazarlar)
31 Temmuz 2010 / 10:24
“Kürt açılımı”nın iyi idare edilememesi durumunda PKK’nın çatışmaları şehirlere ve halk arasına yaygınlaştırabileceği konusunda uyardığının ortaya çıkabilir."
MİT, etnik çatışma ihtimali konusunda uyarmış (Murat Yetkin – Radikal)

Murat yetkin, Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) hükümet yetkilileri ve devlet görevlilerini “Kürt açılımı”nın iyi idare edilememesi durumunda PKK'nın çatışmaları şehirlere ve halk arasına yaygınlaştırabileceği konusunda uyardığının ortaya çıktığını yazdı. Üst düzey kaynaklardan alınan bilgiye göre, eski MİT Müsteşarı Emre Taner bu uyarısını yalnız Başbakan Tayyip Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ve dar terörle mücadele toplantılarında değil, basına kapalı olmasına karşın daha geniş toplantılarda da yaptığını kaydeden Yetkin, şunları yazdı:

”(…) Görevini mayıs ayında Hakan Fidan'a devrederek emekli olan Taner, MİT Müsteşarı sıfatıyla Kürt açılımı olarak bilinen sürecin en önemli isimlerinden biriydi. Taner, Iraklı Kürt lider Mesud Barzani ile yıllara dayanan irtibatı sayesinde PKK'nın Irak'ta etkisiz hale getirilebilmesi için defalarca Irak Kürt bölgesine giderek temaslarda bulunmuş, İmralı Cezaevi'nde PKK lideri Abdullah Öcalan ile de görüştüğü bildirilmişti.
(…) Başbakan Tayyip Erdoğan dün Balıkesir'de yaptığı konuşmada 'Terör bizim iktidardan gitmemizle bitecekse, gideriz' mealinde bir konuşma yaptı.
Ülkeyi sekiz yıla yakındır yöneten güçlü bir Başbakan, insanlara umut aşılamayı amaçladığı bir referandum kampanyası öncesinde durumu anlatmak için iktidardan gitme ihtimalinden söz ediyorsa, o durum gerçekten ciddi demektir.
(…) Dün AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, bir gün önce Hatay'a alınmayan BDP heyeti hakkında, 'Tabii ki gidebilirler, ama birkaç gün sonra gitseler daha iyi olurdu' deyince, BDP'lilerden 'Nereye, ne zaman gideceğimizi bize hükümet söyleyemez' türünden yanıtlar aldı.
Aradan birkaç saat geçti, bu kez Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, olayları yerinde incelemek isteyen MHP heyetini 'Gitmese daha iyi olacağı' konusunda uyardı.
(…) Bu tutumun da ortadaki sorunun ciddiyetini hafifsememek değil mi?
Kürt açılımının, en azından ilk turda başarıya ulaşmamasının bir nedeni de onun AK Parti
projesi olarak algılanmasına neden olan bu tür davranışlar değil  miydi?
Şimdi hükümet ikinci tura başlamak istiyor, en azından öyle görünüyor. Başbakan Erdoğan'ın CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmesi bu yönde iyimserliğe yol açtı.
Ancak eski MİT Müsteşarı'nın aylar öncesinde öngördüğü olaylar karşısında izlenen çizgi,
yapılan hatalardan ders çıkarıldığı konusunda soru işaretlerine yol açıyor.”

Bırakınız öldürsünler (Ergun Babahan – Star)


PKK eylemlerinin, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kurum olarak siyasete müdahalesini mümkün kıldığına işaret eden Ergun Babahan, PKK sayesinde askerin politikaya taraf olduğunu, Genelkurmay Başkanı televizyonlara çıkıp uzun uzun konuştuğunu, sürmekte olan davalara müdahale edebildiğini ifade etti. PKK'nın silahlı bir örgüt olarak sahneden çekilmesinin askerin bu önemli kozunu elinden alacağını kaydeden Babahan'ın yazısından bazı bölümler şöyle:

“(…)Yani çatışmasız bir ortamın kaybedenlerinden biri, kurum olarak Silahlı Kuvvetler olacak.Elbette dağda görev yapan erler, subay ve astsubayları hariç tutuyorum.
(…)Şimdi daha ağır bir belge var.
Mehmet Baransu dünkü Taraf'ta tüyler ürperten bir faks yayınladı.
Gediktepe baskının ardından 'teröristleri çoban sandık' diyen Tuğgeneral Gürbüz Kaya'nın bu açıklamasının eldeki verilere göre doğru olmasının imkansız olduğu ortaya çıkmış oldu.
Çünkü Şemdinli Terörle Mücadele Büro Amiri Başkomiser Ahmet Yiğenoğlu, baskından önce bir faksla baskın istihbaratını vermiş.
Hem de baskından tam 3 gün önce.
Şemdinli Jandarma Komutanlığı da bilgiyi 7. Alay Komutanlığı'na iletmiş.
Buna rağmen hiçbir şey yapılmamış.
(…)Siyasi iktidar artık skandal boyuta varan bu ihmallere karşı tavır almak ve hesabını sormak zorunda.
Türkiye'de egemenlik kayıtsız şartsız milletinse Meclis devreye girmeli ve bu karakol baskınlarını soruşturmalı.
Sonuçta ölenler onları seçen halkın evlatları.
Haydi seçilmişler, bu çocuklar öldükleriyle kalmasınlar.
Hesabı sormak sizin boynunuzun borcu...”

Paradigmanın iflası (Derya Sazak – Milliyet)

Derya Sazak, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun başlattığı 27 Nisan “e-muhtırası” ve “Dolmabahçe mutabakatı” çerçevesinde dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın yargılanmasını istemesi nedeniyle CHP'nin yarım asırlık “Ordu artı CHP eşittir iktidar” “paradigma”sının kırıldığını savundu. Bu paradigmanın; CHP'nin peşini 1960 ihtilalinden bu yana bırakmadığını kaydeden Sazak, şu görüşleri kaleme aldı:

“(…) AKP, geçici 15. maddenin kaldırılmasını anayasa değişikliği paketine koyunca CHP'nin de 'hayır' kampanyasında bu konudaki eleştirileri karşılayacak bir strateji oluşturması gerekiyordu. CHP lideri de atak yaptı; 'Madem 12 Eylülcüler'le hesaplaşmak istiyorsunuz o kadar uzağa gitmeye gerek yok, önce 27 Nisan'da “e-muhtıra”yı veren Genelkurmay Başkanı'nı, Yaşar Büyükanıt'ı yargılayın dedi. Ve TSK'nın darbelere dayanak oluşturan 35. maddesinin kaldırılmasını önerdi.
(…) Ecevit'in 12 Mart muhtırasına karşı çıkarak CHP'yi 1973 seçimlerinden birinci çıkartmasına benzer yol izliyor. Dolayısıyla 'askeri vesayet'ten beslenen bir iktidar aramıyor. Ancak bunu yaparken, 27 Nisan 'e-muhtırası'nın laiklik temelinde doğrudan hükümeti hedef aldığını gözden kaçırarak, Büyükanıt'ın daha sonra Dolmabahçe'de Başbakan Erdoğan ile yaptığı görüşmeyi AKP lehinde bir 'işbirliği' olarak sunuyor. Bizim 'yanlış' bulduğumuz ve eleştirdiğimiz nokta budur. Yoksa, 'Dolmabahçe sırları'nın mezara götürülmesine bu sütunda defalarca karşı çıkılmıştır...
(…) Kılıçdaroğlu, 'Paradigmanın İflası'nı görüyor, CHP'ye sivil ve demokratik bir yol haritası çizmeye çalışıyor. Tabii, önü kesilmezse...”

Hangi çağrıya kulak vereceğiz? (Mahmut Övür – Sabah)

Mahmut Övür, Bursa İnegöl ve Hatay Dörtyol'da ortaya çıkan toplumsal öfkeye "demokratik açılım"ın gerekçe gösterilmesini eleştirerek, “Siyaset, Cumhuriyet tarihi boyunca sorunları sümen altına atıp, görmezlikten gelirse, Kürtleri, dindarları, Alevileri yok sayarak toplumu yönlendirirse gelinecek nokta 'İnegöl veya Dörtyol' olur” dedi. "Toplum öfkeli…" diyerek demokratikleşmekten vazgeçilmesinin istenmesini 12 Eylül öncesine benzeten Övür, şunları yazdı:

“(…)Evet, öfkelenen, demokrasiye çeşitliliğe tahammül etmeyen, kışkırtmalara açık bir toplum kesimi var… Ama Türkiye toplumunun daha fazlası demokrasi ve bir arada yaşamak istiyor.
Bu ikili yapıyı solcular, laikler, dindarlar arasında, Kürtler ve Aleviler arasında hatta iş dünyasında görmek mümkün.
Bu ayrışma en net biçimde Kürt sorununda ortaya çıkıyor. Artık Türkler de Kürtler de şiddet üreten silahlı güçlerin darbelerinden de, müdahalelerinden de, teröründen de bıktı.
Bu isyanı en net biçimde sivil toplum örgütleri dile getirdi. Diyarbakır, Batman ve Mardin'de yüzlerce sivil toplum örgütünün barış isteyen sesi, bir süre önce yankılandı.
Şimdi aynı barış sesi, daha gür biçimde Türkiye'nin Batı yakasında da yükselecek. İçinde onlarca derneğin ve sivil yapının olduğu çok sayıda kuruluş önümüzdeki hafta başı bir araya gelip kamuoyuna açıklama yapacak.
(…) Çağrıları da çok açık:
'Biz, uzun politik tartışmalar yapmıyoruz. Onun yerine, politikaları yapanlara sesleniyoruz!
Akan kanı durdurun.
Artık bu sorunu çözün.'
Şimdi, siz karar verin; 'öfkeli' topluluklardan yana mısınız, yoksa bu çağrıya imza atanlardan yana mı?”

(AKnews Kürtçe – Türkçe Bölümü)
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Anket
Yeni Anayasa Paketi İle İlgili Yapılacak Bir Referandumda Tercihiniz Ne Olur? Evet mi? Hayır mı?
Mail List